Pages

24 Kasım 2011 Perşembe

The Effect of Fear


Sürekli "oyuna getirme" trajedisi; açık seçik bir bilinci uyandırma ve yavaş bir intihar yoludur ki; sınırlanmış olmanın dehşeti karşısında durabilmenin tek yolu; derin tiksintiyle gelen kendini ortadan kaldırma edimini, tereddütsüz bir etik değer olarak uygulayabilmek olarak görünür. Ve buna tanıklık eden her insan, tanıklığının içtenliği ölçüsünde parçalanır.





Kaldığın otele gidiyorum, bulamıyorum. Caffe Della Pace'de birlikte, içerek, konuşarak saatler geçirdiğin insanlara rastlıyorum. İçlerinden birisi, geceyi kiraladığın dairede geçirdiğini söylüyor. Seni, asla bitiremeyeceğini bildiğim, taslağını birlikte hazırladığımız, aşk gibi, ölüm gibi şiddet dolu kaynaktan çıkmış el yazmalarının ortasına yatarken buluyorum. Her zaman ki gibi bir yüzün ölüme, bir yüzün aşk öncesi steplerine dönük.


Şiddetli itirazlarıma rağmen tutulduğun bu çılgınlık sürüyor ve birlikte gerçekleştirdiğimiz korkunç gezintilerden sonra fark ediyorum ki; acılarını dindirecek, Seni uyuşturacak şeylerden yoksun kalmanın etkisi daha şiddetli.


Bu nedenle, yakarışların her gün tekrarlanan bir sahneye dönüşüyor ve Sana "tanıdığım en tutarlı oyuncu" sıfatını takıyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
 

Sylvia Plath

And by the way, everything in life is writable about if you have the outgoing guts to do it, and the imagination to improvise. The worst enemy to creativity is self-doubt. But life is long. And it is the long run that balances the short flare of interest and passion. Dying is an art, like everything else. I do it exceptionally well. I do it so it feels like hell. I do it so it feels real. I guess you could say I've a call. How frail the human heart must be - a mirrored pool of thought. I am too pure for you or anyone. I shut my eyes and all the world drops dead; I lift my eyes and all is born again.

I'm French, so I'm quite lazy about exercising, and I smoke.

I'm French, so I'm quite lazy about exercising, and I smoke.

Can you keep a secret? I'm trying to organize a prison break. I'm looking for, like, an accomplice. We have to first get out of this bar, then the hotel, then the city, and then the country. Are you in or you out?